'Ekilmemiş bir karış toprak kalmamalı'

Tarım piyasalarının önemli isimlerinden, TMO eski Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, gıda enflasyonunun tüm ülkeler için risk olmaya devam ettiğini belirterek, çözümün ekilmemiş bir karış toprak bırakmamak olduğunu söyledi.

PAYLAŞ
'Ekilmemiş bir karış toprak kalmamalı'
Tarım piyasalarının önemli isimlerinden, TMO eski Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, gıda enflasyonunun tüm ülkeler için risk olmaya devam ettiğini belirterek, çözümün ekilmemiş bir karış toprak bırakmamak olduğunu söyledi.

Trakya, Çukurova, Ege’de değilse de Türkiye’nin İç ile Doğu-Güneydoğu Anadolu hattında 2 milyon hektar tarım arazisinin boş bırakıldığını anlatan Kemaloğlu, “Küçük arazilerde çiftçi ektiğinin karşılığını alamıyor. Onun için de göç ediyor, toprağı ekmiyor. Oysa tarımsal üretimde yönetimi toplulaştırsak, köy bazında ilçe bazında bütüncül üretime geçilse maliyetler yüzde 20 düşerken, verimlilik yüzde 20-25 artar. Ekilmeyen 2 milyon hektar araziye sadece buğday ekilse 6-7 milyon ton ilave üretim sağlanır ki bu da yıllık 2 milyar dolarlık buğday ithalatının sıfırlanması anlamına gelir” diye konuştu.

ÜRETMEKTEN DAHA PAHALI

Yeni dönemde ithalatın yurtiçinde üretmekten daha pahalı hale geldiğini vurgulayan Kemaloğlu, gıda enflasyonunun Türkiye için de büyük sorun olduğunun altını çizdi. “Türkiye’de tüketici enflasyonu ağustos ayında yüzde 19.25, gıda enflasyonu ise yüzde 29 ile 2.5 yılın zirvesine çıktı. Son bir yılda tavuk eti yüzde 64, ayçiçek yağı yüzde 60, yumurta yüzde 49, mısırözü yağı yüzde 47, mercimek yüzde 41, süt ve yoğurt yüzde 35, nohut yüzde 34, ekmek yüzde 26, dana eti yüzde 23, makarna yüzde 21 arttı. Henüz bazı artışlar da yansımadı bile” diyen Kemaloğlu, çözümün ekilemeyen toprakları ekmekte olduğunu belirterek, uyarı ve önerilerini şöyle sürdürdü:

HAVZA BAZLI YÖNETİM

“Israrla söylüyoruz ki Türkiye’de üretimde ölçek büyütmemiz gerekiyor. 6 hektar tek başına bir şey ifade etmez ama 600 hektar ciddi verimliliktir. Nasıl havza bazlı üretim modeli diyorsak aynısını yönetimde de yapmalıyız. Parça parça onlarca yüzlerce araziyi birleştirip köy, ilçe, tarımsal işletme, bir büyük çiftlik mantığıyla; tapusuna, hendeğine, sınırına bakmaksızın bir bütün olarak yönetme modeline geçmeliyiz. Bunu çiftçiler kendileri de yapabilir, ziraat odaları, birlikler, şirketler bazında da yapılabilir. Yeter ki küçük küçük araziler yerine ölçek büyüsün. Örneğin A köyünde, kimin ne kadar tapusunun olduğu, tarlaların sınırları önemsenmeden tek bir yönetim modeline geçilip, girdi maliyetleri düşürülmeli, pazar köyün ayağına getirilmeli ki herkes kazansın. Bakanlığın hesabına göre bu şekilde üretim modelinde girdi maliyetleri yüzde 20 düşerken, verimlilik yüzde 30 artıyor. Çünkü doğru miktar ve zamanda doğru ilaç, doğru gübre veriliyor. Ziraat Mühendisinin öncülüğünde bilimsel üretim yapılıyor. 6 hektar yeri olan çiftçinin tek başına yapamadığı bütün bir köy ya da ilçe arazisinde yapılabiliyor. Ama bu model için bakanlığın mevzuatını güncellemesi gerekiyor.”

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN