Fehmi Çalmuk’un Kaleminden Erbakan’dan Erdoğan’a Yerli Otomobil 4


Erbakan’ın elinden alınan otomobil hikayesi “Otomobil yapabiliriz” diyenlerle “Hayır, yapamayız” diyenler arasındaki tartışma iyice büyümüş ve ülke gündeminin ilk sıralarına yerleşmişti; “Yapılmaz’ iddiasına karşı da hepimiz “yapılır” diyorduk. Türkiye’nin o günkü şartlarını göz önüne getirirsek belki bunu anlatmak daha kolay olur. 1950’den sonra Türkiye’de karayolları yapımına büyük ağırlık verildi. Karayolları birdenbire Türkiye’nin her tarafına yayıldı. Fakat araç sıkıntısı vardı. Türkiye’nin elinde yeteri kadar araç yoktu. Ağırlıklı olarak kamyon ve türevlerine ihtiyaç belirdi. O zamana kadar yalnız ithalatla uğraşan kuruluşlar vardı ve ithalatı çok cazip görüyorlardı. Türkiye ‘de özel sanayi oluşmamıştı ama bir potansiyel vardı. Bu noktada bir çatışma başladı. Bir kısım zevat “Bu bir ticari işlemdir. Ekonomik şekilde montaj yaparak başlayalım” dedi. Bir kısım ise “Montajla bu iş yürümez, dışarıya bu kadar bağımlı olan bir sanayinin gelişmesi mümkün değildir. Onun için imalat yapılması lazım” dedi. İmalat yapılması lazım diyenlerin sesi pek cılızdı. Karşı taraf ise çok büyük bir koroydu. Gazeteler yerli otomobil için ‘halk tipi otomobil imalatı’ deyimini kullanıyordu. Halk tipi otomobil Cadillac tipi otomobil olmayacaktı elbette Hedef ucuz, sağlam halk tipi otomobildi. Ancak askerin siparişi “Cadde binek otomobil” idi: Yeni Sabah Gazetesi’ne göre Sanayi Bakanı Şahap Kocatopçu “baskı altında bulundurularak bakanlığı bu işin yapılamayacağı kanaatine zorlanmış ve neticede bu maksatla bir de rapor hazırlanmıştı. Düşünen Adam dergisi de Sanayi Bakanı’nın menfi tutumuna dikkat çekiyordu: “Sanayi vekilinin tavrı hiç de cesaret verici olmamaktadır. Türkiye’de bir oto sanayii kurmak için 6 ecnebi firmanın müracaatta bulunduğunu açıklayan vekil, hiçbir detaylı esbab-ı mucibeye dayanmadan Türkiye’de kurulması istenen oto sanayii konusunda hiç de müspet olmayan bir şekilde konuşmuştur.” Cemal Gürsel 1961 yılının Haziran ayında tartışmalar karşısında “-“Ne demek yapamayız? Türk milleti elbette otomobil yapabilir!” diyerek, aynı yılın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na gün verdi. Yerli otomobilin etüd çalışmalarını tamamlayan Necmettin Erbakan ve arkadaşları, yetkililerden ‘start’ bekliyorlardı. Fakat Ulaştırma Bakanlığı, yerli otomobilin imali görevini Devlet Demir Yolları’na verdi. Bu Erbakan’ın ve Gümüş Motor’un devreden çıkarılması anlamını taşıyordu. 16 Haziran 1961 tarihinde TCDD Fabrikalar ve Cer Daireleri yöneticileri ile mühendislerine Ulaştırma Bakanlığı’nın ilgili yazısı okunarak, 29 Ekim 1961 tarihine kadar binek otomobili tipinin geliştirilmesi görevinin TCDD verildiği bildirildi. Neye uğradıklarını şaşıran demiryolcular, toplantı üstüne toplantı yaparak, bu görevin altından nasıl kalkacaklarını tartıştılar. Trenler için yedek parça imal ediyorlardı, vagon da imal ediyorlardı, hatta lokomotif imaline bile soyunmuşlardı. Ama otomobil apayrı bir dünyaydı. Tamamen yabancısı oldukları bu işi tamamlamak için kendilerine tanınan sürenin sadece 4.5 ay olması da işin cabasıydı. Otomotiv sanayiinin Batılı devleri bir prototip üzerinde yıllarca çalışırken, bu konuda hiçbir bilgi, tecrübe ve alt yapıya sahip olmayan demiryolcular, ilk Türk otomobilinin numunesini 4.5 ay içinde ortaya koymak zorundaydılar. İmkânsızı başarmaları isteniyordu adeta. Garp Kafasıyla Otomobil Yapmak Erbakan Gümüş motor fabrikasından olan biteni izliyordu. 31 Ekim 1961 tarihli Yeni Sabah Gazetesi, tartışmalar konusunda Erbakan’ın görüşünü almak istedi. “Gürsel’in ‘Bir aşağılık duygusu ile bizde otomobil yapılamaz diyenler utansın’ sözünden utanması icab edenler Türk otomobilinin imalatını kendi menfaatlerini düşünerek baltalamak isteyenlerdir.” diyen Erbakan; Erbakan açıklamasına şöyle devam etti. “Eskişehir Cer Atölyesinin üç ay insan üstü gayret sarf ederek meydana getirdiği iki otomobil, iki özellik taşımaktadır. Birincisi, bizde otomobil yapılamaz diyenlere güzel bir cevaptır. İkincisi, bu işi yapacaklara cesaret vermiştir. Fakat otomobil, Teknik Üniversitesi Motorlar Enstitüsü’ne sorulmadan yapılmıştır. Üzerinde çalışan arkadaşların otomobil ihtisası yoktur. Cer Atölyesi 1946’da üç dizel motör yapmış, fakat asıl işi Devlet Demiryollarına hizmet olduğundan seri imalata geçememişti. Eskişehir’deki hareket bizim davamız için atılmış adımdır. Üç ayda bir otomobil motoru imaline imkan yoktur. Teknik birçok hataları olduğunu kabul etmek lazımdır. Zira otomobil süt sağma makinesi veya dikiş makinesi değil, can makinesidir. Emniyet ister. Bizim on aydır üzerinde çalıştığımız dava başkadır. Biz binanın maketini yaparak övünmek yerine aslını meydana getirmek gayretinde idik. Aslı dediğim şey seri imalattır. Eskişehir’de arkadaşların yapmağa muvaffak oldukları otomobili tetkik ettikten sonra bunun bizim planlarımıza göre seri şekilde imal edilip edilmeyeceğini söyleyebilirim. Bu maksatla biliyorsunuz 9 firma oto sanayii için birleşmeğe hazırdır. İlerideki iltihaklarla bu rakamın 36’ya yükseleceğini tahmin ediyorum. Cer Atölyesi ilk adımı atmıştır. Şimdi iş memleket sanayiine bilhassa bunu yapmaya muktedir firmalara düşmektedir. “ Devrim otomobili konusunda çeşitli iddialar ortaya atılsa da mühendislerin TCDD çıkarttığı otomobil tam tamına bir Türk mucizesiydi.  Üç kez yeni motor yapıldı, sayısız kaporta denendi. Hepsi 130 günde yapıldı. Yalnız otomobil kadar kullanılan yakıtta önemliydi. Devrim otomobili için yüksek oktanlı benzin kullanılması gerekiyordu. O da ancak Mobil tarafından ithal ediliyordu. Devrim otomobilleri için beklenmedik bir sorun ise Eskişehir’den Ankara’ya nakliyesiydi. Otomobiller trene yüklenirken güvenlik tedbirleri gereği benzin büyük ölçüde boşaltılmıştı. Tören alanına girmeden mutlaka Devrim otomobillerine Mobil istasyonundan ‘Yüksek oktanlı benzini yalnısca Mobil firması ithal ediyordu) takviyesi yapılması gerekli olmuştu. Ancak benzin ikmali yapılmayınca  Cemal Gürsel’in bindiği ilk otomobil durdu. Cemal Gürsel, ikmal yapılan ikinci arabaya geçti. Sonra birinci arabanın da ikmali yapıldı. Her iki araba merasime gitti. Cemal Gürsel durum karşısında küplere binmiş tarihe geçen sözlerini söylemişti: “Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk” Kim Bu Bernar Nahum ?  Burada dikkat çeken isim Bernar Nahum’dur.  “Türkiye otomobil değil  şeftali bahçesi kurmalı” diyen Bernar Nahum  ismi öne çıkıyor. Hürriyet Gazetesi’ni Burla Kardeşler’den aldığı borçla kuran Sedat Simavi yıllarca borcunu ilan ile ödedi. PYE marka etiketli radyoları  Türkiye’ye ilk getire, Frigidaire marka buzdolaplarını satan Burla Kardeşler aynı zamanda Türkiye’de gazete kağıdının tek ihracatçısıydı. Bernar Nahum sürpriz bir kararla Koç Grubuna geçmişti. 1963 yılında İzmir Fuarı’ndaki İsrail standında bir otomobil çekmişti. Saç kalıbı ile üretim oldukça maliyetli olduğundan otomobilin “fiberglas” ile yapılmış olması büyük bir avantajdı. Devrim Olmadı,  Anadol Verelim 1966 tarihinde, İngiltere’de hazırlanan Anadol’un ilk prototipi Türkiye için yola çıktı. Anadol ülkemize gelir gelmez Sanayi Bakanlığı’ndan onayını aldı ve seri üretim için İstanbul’daki Otosan fabrikasında üretim hattına çıktı. 3 Şubat 1966’da ise İzmir’deki Büyük Efes Oteli’nde, tarihe geçen bir bayi toplantısına imza atıldı. Vehbi Koç’tan bayilere bir soru geldi: “Baylar şimdi size bir sürprizimiz var, bakalım ne diyeceksiniz?” Vehbi Koç bu sorunun ardından heyecanla örtüyü açtı.” Otomobilin adının halk tarafından konulması isteniyordu. Gazetelere ilan verildiği, ismi bulana 10 Bin TL mükafat verileceğinden bahsediliyordu: “Milli sanayimizin eseri olan otomobilin... İstikbaldeki arabanızın ismini siz koyun aşağıdaki kuponu doldurup postalayınız. Son iştirak tarihi 25 Ağustos 1966”dır.” Modelin adını belirlemek için gazeteye verilen ilanın ardından, Otosan’a 150 bin mektup ve 2 binden fazla isim önerisi geldi. Bu isimler arasında en beğenilenler Anadol, Anadolu ve Koç oldu. Otosan’ın 8 Ekim 1966 tarihinde verilen ilanda ise yeni üretilen otomobilin isminin “Anadol” olduğu ilan edildi. Jüri ilginç isimlerden oluşuyordu: Kararı Ord. Prof. Bedri Karafakioğlu, Prof. Memduh Yaşa, Prof. Necmettin Erbakan, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Başkent Burhan Felek ve Muharrir Cevat Fehmi Başkut… Gelin kadere bakın ki Türkiye’de yerli otomobil üretimi için en az 60 yıl gerektiğini belirten Hülki Alisban fazla değil bundan 6 yıl sonra “Türkiye’nin ilk yerli otomobili” diye piyasaya sürülen Anadol tanıtımında yerini alıyordu. Bu kez Koç Holding Genel Müdürü Hulki Alisbah Anadol otomobile yaslanmış olarak Rahmi Koç ile birlikte poz vermekten geri durmuyordu.  

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Şub

Saadet Partisi Vites Büyüttü

27Oca
26Oca
12Oca

Oğuzhan Ağbi: Ben Geldim !

09Oca

Hele Bir Durun, Düşünün !