Siyasetin Virüs Temizliği


Bereketli bayramlar…İkramlarımızı sanal ortamda, görüntülü, fotoğraflı paylaşsak da bayram sevincimizin daim olmasını dilerim. Yeni normale döndüğümüz/döneceğimiz bu günlerde sosyal hayat kadar siyasetin de şekillenmesine bakmak gerekir düşüncesiyle “Siyasetin virüs temizliğine” değinmek istiyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’na karşı ve özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye gösterdiği özenin onda biri bazı danışmanlarında, kurmaylarında olsa her fırsatta ittifakı bozmak için zemin hazırlamazlardı. Erdoğan’ın etrafını çevreleyen hukukçu danışmanların -ki aralarındaki kavga birbirlerini kamuoyu önünde eroincilere yardım ve yataklık ediyor -iddiasına kadar götürülmüştür ki bu kavganın aysberg gibi görünen yüzüdür. Şimdi karşı atak başlamış iki hukukçu danışmanın aşırı militan solculukları-terör örgütler ile iş birliklerinden tutun da satışı yılan hikayesine dönen bir özel öğretim kurumundaki FETÖ fonlarını takip etmek, el değiştirmek için aldıkları ücretler Cumhurbaşkanlığı külliyesinde ayyuka çıkmış durumdadır. Ancak kavganın iktisadi yönünden daha fazla siyasi yönü vardır. Bu da  açık bir şekilde Külliye’de danışmanlar arasında 12 Eylül öncesini aratmayacak şekilde sağ/sol kavgasını, lobicilik mücadelesini içerisinde barındırıyor. Örgüt sevici, çakallar, akbabalar, eyyamcılar gibi gruplara isimler bile takılmış durumda. Unutmadan sayın Fahrettin Altun’un oturduğu ev ile ilgili tartışmalardan sonra bu kez Atlantik ötesinde hukuk merkezli bir olay patlak vermek üzere... Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarıyla ilgili açtığı davayı üstlenen ABD’li avukatlık bürosunda avukat olarak çalışan hanımefendi’nin babasına yönelik bir kampanyada yakında başlayacak. Neyse konumuz bu değil. Danışmanlar arasında kavganın odaklandığı iki nokta var. Birincisi; Erdoğan’ın yanında güç kazanmak için karşıdaki bloğu tasfiye etmektir. Bu da giderek Erdoğan’ı yalnızlaştırıyor. Ekipler arası kavga Erdoğan’ı yeni ve steril “Ak saçlılar” oluşturmasına kadar gitmiş ki Cumhur İttifakının koruma ve kollanması da onlara emanet görülüyor. İkinci nokta ki; Can Paker’den Mehmet Barlas’a, Derin Tarih dergisinden Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’na kadar geniş bir kesimin MHP’nin tetiklenerek, ittifak sürecinden çıkarılmasını amaçlıyor. Türkiye, Koronavirüs ile uğraşırken kurulun 8 Mayıs'ta “Cumhurbaşkanının yüzde elliden fazla oyla seçilmesinin bazı anlamları üzerine” başlıklı, 3 sayfalık bir rapor yayınlaması manidardır. Israrla Cumhurbaşkanlığı seçiminde %50 barajının düşürülmesi önerilmekte, etnisite üzerinden Kürt oylarının, siyasal Kürt hareketinin önemsenmesi üzerinde durulmaktadır. Bu raporun bölümlerini Odatv’den Müyesser Yıldız şöyle yazdı: “Türkiye toplumu çok kimlikli bir toplumdur. Bunun iki manası vardır. Birincisi, bizim toplumumuz farklı kimlik gruplarının bir bileşkesidir. Dolayısıyla her kimlik grubu ayrı özellikler taşısa da toplumun bütünlüğünün bir parçasıdır. İkincisi ise toplumun yapı taşı olan bireylerimiz tek boyutlu ve tek kimlikli değildir. Her birey birden çok kimliğe sahip olarak çeşitli kimlik gruplarının kesişim alanlarında yer almaktadır. Türkiye toplumu ve onu oluşturan bireyler çok kimlikli olmakla birlikte başat aidiyetin tek kimlik üzerinden ifade edilmesi ihtiyacı doğduğunda, hiçbir kimlik grubu tek başına toplumun çoğunluğunu oluşturmamaktadır. Yani hiçbir kimlik grubu gerek halk kesimi olarak gerekse seçmen olarak yüzde 50'den fazla bir sosyolojik güce sahip değildir. Hepsinin sosyal tabanı yüzde 50'nin altındadır. Bu durum adeta maruf ve meşhur bir vakıadır. Zaman zaman yapılan tüm araştırmalar da aynı sonucu vermektedir.” Bu ifadeler MHP’ye yani “Çekil Bozkurt” anlamı taşır ki bu tamamen Cumhur İttifakını imha sürecidir. Bu nedenle Erdoğan; kendi değimiyle “Siyasi Çakallar”ın imha hareketine karşı “ak saçlıları” imar ve ihya için yanında tutuyor ve operasyonlarını dar kadro içinde bu isimler üzerinden harekete geçiriyor. Haziran ayında gerçekleşecek ve siyasal sonuçlar oluşturacak Ahlatlıbel dizaynı yeni normal süreci siyasetini hızlandıracaktır. Anayasal eşitlik ilkesi üzerinde  oturtturulacak hukuki karar siyaseten yeni dizayn anlamına geliyor. İlk adım yeni bir demokratik Kürt hareketini de içine olan yeni bir sol bloğun oluşturmasıdır. Cezaevinden çıkması beklenen Selahattin Demirtaş’ın yeni siyasal hareketinin finansörü ve siyasal teknik direktörü de şimdiden hazırdır. “Kızıl Soros” lakaplı  işadamı, Osman Kavala…. Peki siyasete de Türkiye’ye de DEVA olarak sunulan Ali Babacan’ın durumu nedir? Babacan’ın etrafına Sayın Abdullah Gül tarafından örülen/ördürülen bir “HİSAR” meselesi vardır ki hedefte Ak Parti’de vardır. Ak saçlılar eliyle yaptırılacak epeydir gündemde olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “HİSAR” operasyonu yakında başlayacaktır. TOBB, ETÜ ve TEPAV merkezli “HİSAR”a yönelik yeni operasyonu başka yazımda ele alacağım.  

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Şub

Saadet Partisi Vites Büyüttü

27Oca
26Oca
12Oca

Oğuzhan Ağbi: Ben Geldim !

09Oca

Hele Bir Durun, Düşünün !