Ümmet, Rahmet, Zahmet


 
 Türkiye’ye yönelik fiili işgal girişiminin 3’üncü yıl dönümü Büyük  Türk Milleti’nin “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözünün bir kez daha vurgulandığı gün oldu. Dün itibariyle 50 yaşına girmiş bir vatan evladı olarak, hak ve hakikati gür sesimizle haykırmaya devam ettiğim gibi  kalan ömrümüzde de haykırmaya devam edeceğim. 15 Temmuz fiili işgal girişimiydi. Bu aziz millet, meydanda, caddede, sokakta, karargahta can verdi, yaralandı, sakatlandı ancak çakıl taşı bile vermedi. Şimdi gelinen noktada masada ne vereceğidir. Yeni siyasi hesapların mihenk taşı budur. Tarihi tecrübeler korkulanın mukadder olacağına ilişkin emareler taşımaktadır. Konu başlığına dönelim.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ali Babacan hakkında ilk kez konuşup bazı konulara açıklık getirmişti: YOLUNUZ YOLUNUZDUR: Erdoğan’ın “Yolunuz yolunuzdur eyvallah ama” diye başlayan cümlesi oldukça manidar. Bu söz ister istemez Babacan’ın siyasi istikametinin Erdoğan’ın  kurduğu Ak Parti çizgisini, hareket noktası kabul ettiğini gösteriyor. Yani Ali Babacan’ı başka bir çizgide değil siyasi yol haritasında görüyor. İhanet ile suçlamıyor, hain demiyor. Böylelikle karşısına alarak büyütmeyecek hatta ve hatta Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın ülke yönetimine istediği kadro desteği için “eleman” muamelesi yapmaktadır. Erdoğan’ın en çok  kızdığı konuların başında kendisinin merhum Erbakan Hoca ile mukayese edilmesi olduğunu bilirim. Hatta İmam Hatip’te alt devremizde olan, İlahiyat Fakültesi’nden sonra mezun olup radyo programcılığı yaptığı dönemde Ankara İmam Hatip Liseleri Mezunları Derneği’nde Genel Sekreterlik görevini üstlenen sevgili Doç. Dr. Hasan Doğan,  “Das İst Erbakan” biyografilerimi imzalı olarak  Cumhurbaşkanımıza göndermemiz karşısında ‘kızıyor” diyerek uyarıda bulunmuştu. istemişti. Merhum Necmettin Erbakan kendisinden ayrılan talebelerini, evlatlarını kesinlikle karşısına almamış, araya keskin mesafeler koymamış, mizahi yönden eleştiriler yapmıştı. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçildiğinde İzmir’de katıldığı SP iftarında “ Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi, Milli Görüş’ün bir zaferidir” demişti. Erdoğan’da, geçmişe uzanan örnekte olduğu gibi  Babacan’ın çıkacağı yol için “yolunuz yolumuzdur” diyor. Ali Babacan’ın muhafazakarlığının pratik ile yaşandığı bir esnaf ailesinin çocuğu olmaktan kaynaklandığını biliyoruz. Çıkrıkçılar Yokuşunun emektarı babası  Hilmi Babacan şimdi bakıcıların gözetiminde sağlık sorunları yaşıyor. Sıhhat, afiyet ve uzun ömür dilerim. Halası  Hatice Babacan Türkiye’nin ilk başörtü mağduru olan kadınlardan biri. Okuldan atılmasından sonra Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesine girdi. Ali Babacan, dini bir eğitimi ancak aileden aldı. Ancak son iki yıldır Diyanet İşleri eski Başkanı muhterem Prof. Dr. Ali Bardaroğlu’nun tedrisinden geçiyor. Hatta İslam’ın yönetimsel anlamda en kilit noktası olan biat ve “Ulu'l-emr  konusunda bile İlahiyat  kökenli insanlar ile fikir teatisi yapacak kadar kendini yetiştirdi. Ak Parti’nin tabanının yaklaşık %15’i Milli Görüş geleneği ve ümmet fikrini benimsemiş muhafazakar kesimden geliyor. Yine aynı  oranda ANAP ve DYP geleneğinden gelen bir taban var. Diğer bir %10’a yakın kitle ise  MHP,BBP, İyi Parti’ye gitmeyen milliyetçi gelenekten geliyor. Liberaller ve yüzer/gezer oyların oranı ise  % 7,5 ile 10 arasında değişiyor.   Son yerel seçimde Ak Parti’de yüzer- gezer oylar başta olmak üzere yaşanan kayma şimdi yeni oluşum için umut oldu. Babacan’ın hedefi ANAP ve DYP geleneğinden gelenler ile yüzer/gezer oyları alabilmek. Hedef kitle bu…Unutmadan  herkes siyasi parçalanmanın ilk önce Ak Parti’den başlayacağını düşünüyor. Ancak benim görüşüm siyasette Ali Babacan örgütlenmesinin kilit partisi İYİ Parti  olacağı yönünde. Süreç liderliğini fevkalade iyi bir şekilde  götüren ve Ak Parti’nin Ankara ve İstanbul’da kalelerini elinden alınmasını sağlayan Meral Akşener’in partisi parçalanmaya en müsait ve manevra kabiliyeti olan bir partinin başında olduğunu unutmamız gerekir. (Ulaşabilseydim bu durumu kendisine sorup, cevabını iletecektim.) Bu dönemde Anavatan Partisi’nin eski genel başkanı  Erkan Mumcu beklenmedik bir anda bodoslama Ali Babacan’a değil “Majestelerinin Valisi” diyerek Abdullah Gül’ü hedef alması dikkat çekti. Fetö’nün taktiksel mimarlığıyla suçladığı Gül’e yönelik aldığı tavır bu sözlerle kalmayacak gibi. Erkan Mumcu, geçen günlerde Erdoğan’ın en yakınındaki isim Egemen Bağış’ın da bulunduğu bir toplulukta açık ve net şu sözleri ifade ediyor: -Abdullah Gül, Erdoğan’a karşı Ali Babacan üzerinden cephe açarsa ben Tayyip Bey’in yanında yer alırım. Yani 2007’den bu yana ilk kez Mumcu bir adım öne çıktı. Türkiye İttifakı’nda Erdoğan’ın yanında yer alacağını beyan etti. ÜMMETİ PARÇALAMAK: Erdoğan’ın söylediği önemli ikinci söz ise şu şekilde: “Ama şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz. Bunun parçalanmasıyla da bir yere gidemeyeceksiniz. Bizim dava arkadaşlığımızda bir şey var. Dava terk edilmez. Burada sonuna kadar hizmet söz konusudur.” Erbakan’ın dünyaca ünlü İslam alimlerini de bir araya getirerek  yeni bir parti kurmak isteyen  Erdoğan ve arkadaşlarına “Ümmeti bölmek fitnedir” nasihatları kar etmemişti. En son bir kaç alimle birlikte   Emin Saraç Hocaefendi’nin evinde yeni parti kurmaya ısrar eden Erdoğan’a elini öptürdükten sonra Erbakan şunu demişti: -Yeni muhitin hayırlı olsun! “Ümmetin Birlikte olmasında rahmet, Ümmetin Bölünmesinde  zahmet vardır”  diyen Erbakan’a karşı parti kurulmuştu. Ümmet konusu gelmişken, Barış Terkoğlu’nun Erkan Mumcu ile  Odatv.com’daki röportajından üzerine ısrarla durduğu ikinci nokta ise “Ben İslamcı ve Müslümancı değilim. Müslümanım” sözleriydi. Bu sözü okurlarımız “Projesini Projelendirdiğim Projesi” yazımdan  hatırlayacaktır.  Devletin İslam’ın Anadolu yorumuna geçeceğini, bunun temellerinin atıldığını söylemiştim. Kabine ve parti yönetimi de buna göre de şekillenebilecektir. Ali Babacan ekibi ile Ahmet Davutoğlu yakın çalışma ekibini İslamcı çevrelerden seçiyor ve yol haritasını onlara hazırlatıyor. Haşim Kılıç, Beşir Atalay, Ömer Dinçer geleneğine bakıldığında ümmet geleneğinin nasıl bir kod olduğu daha iyi anlaşılıyor. Peki Ali Babacan’a kalan yön, ümmeti parçalamamak için yeni bir muhite yönelmek mi? Erdoğan’ın  Arap baharı sonrası tutumu ve Türkiye’de İslami cemaatlere olan mesefasi/yakınlığı Babacan’ın  ekibi tarafından, ümmeti parçalama noktasında  kendisine döndürülebilecek suçlamaya da  imkan vereceğe benziyor. Erdoğan’ın sözünün açıklığa kavuşması için gereken diğer bir konuda  “toparlayıcı bir bütün olamayacaksınız” sözü.  Bu sözün açılımı şu şekilde: Ancak o bu şekilde oylar bölünerek 2023’deki  Cumhurbaşkanlığı seçiminde dengelerin değişmesine çalışıcaksınız. Önceleri “tamamen eski sisteme dönülmeli” diyenlerin şimdilerde Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini rehabilite ederek, parlamenter sistemi güçlendirerek yollarına devam etmek istemeleri %50+1’in sağlanması için parçalardan istifade etmek anlamına geliyor. CHP+Saadet Partisi+Babacan Partisi yeni Cumhurbaşkanını belirleyecek irade. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığını tıkayan  Meral Akşener dolayısıyla İyi Parti’nin akibeti belki bu oluşum kadar önemli. Gelinen nokta, ümmetin rahmeti veya zahmeti için birilerinin bir şeyler yapmasıdır ? 28 Şubat’ta darbeci komutanlara hodri meydan çeken Meral Akşener nasıl bir yiğitlik yapar dersiniz?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Şub

Saadet Partisi Vites Büyüttü

27Oca
26Oca
12Oca

Oğuzhan Ağbi: Ben Geldim !

09Oca

Hele Bir Durun, Düşünün !