'Modern Köleyiz' değiliz Diyen Kamyoncu Esnafı İsyanda

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği, Ahi Enstitüsü'nün İçişleri Bakanlığı Sivil Toplum İlişkiler Genel Müdürlüğü ile beraber yürüttüğü 'Anadolu'nun Ahisiyiz, Üreten Türkiye'nin Hizmetindeyiz' proje kapsamında düzenlenen 'Ulaşım ve Taşıma Esnaf ve Sanatkarı Hasar Tespit Raporu Toplantısı'na katılan  İstanbul Kamyoncular Esnaf Odası Başkan Vekili ve Tüm Motorlu Taşıyıcıları Kooperatifleri Merkez Birliği Başkan Vekilliği görevini de üstlenen İhsan Temel'den şok açıklamalar geldi.

PAYLAŞ
Esnaf Haber TV - iba

 

İstanbul Kamyoncular Esnaf Odası Başkan Vekili ve Tüm Motorlu Taşıyıcıları Kooperatifleri Merkez Birliği Başkan Vekilliği görevini de üstlenen İhsan Temel günden güne artan akaryakıt fiyatları konusunda gündeme getirdiği ödediğimiz ÖTV'yi ya kaldırın ya ÖTV'yi vergiden düşürülerek mahsuplaşalım önerisini yineledi. İhsan Temel , taşımacılığın bir bağımsız sorunu olduğunu belirtirken taşıma esnafıonı modern kölelere benzetti. 

İhsan Temel'uin açıklamalarının satır başları şu şekilde: 

 ÖTV ‘Yİ VERGİLERDEN DÜŞÜN YA DA MAHSUPLAŞALIM 
haftanın 3 günü zam geliyor, bir gün düşürülüyor, iki gün yine zam geliyor. Taşıma sözleşmeleri yapan kooperatiflerimiz, sözleşmeden doğan haklarını almalarına rağmen, günübirlik artışlar olduğu için, günübirlik sözleşme yapılamayacağı için, zarar etmeye devam etti. Ancak bizim derdimiz o da değil, biz devletimizin her kesime gösterdiği yardım paketini, bize de açmasını diliyoruz. Talebimiz şu, taşıma sektörünün çalışmasını, bir malın bir yerden bir yere giderek, üretimin ve tüketimin buluşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Ama bizim aldığımız mazotta ÖTV niye var, bunu soruyoruz. Eğer ÖTV, özel bir tüketim vergisiyse, hususi araçlara olsun, adam arabasına binmesin toplu araçlara binsin ama siz yükü otobüsle taşıyamazsınız. Bunu yine taşıyıcılarla yapmanız lazım ve biz taşıma sektöründe, mesleği taşıyıcılık olan taşıyıcılarımızın aldıkları mazottan ÖTV’nin çıkarılmasını talep ediyoruz. Bunu da akaryakıt fiyatlarını düşürün diye söylemiyoruz, bu anlaşılmıyor, biz diyoruz ki, biz her yıl gelirlerimizi bir beyannameyle, vergi dairelerine bildiriyoruz. O bildirdiğimiz beyannameler üzerinden gelir vergisi ödüyoruz. Her taşımacı arkadaşımız yıl sonunda bunu yapıyor. Bizim bir yıl boyunca kullandığımız akaryakıttan alınan ÖTV’nin bize geri ödenmesini ya da vergimizden düşürülmesini talep ediyoruz. Bunun böyle anlaşılması lazım. Biz mazotu indirin, şu fiyattan ÖTV’siz mazot istiyoruz demiyoruz, biz diyoruz ki, biz mazot alalım ama bir yıl sonra maliyeye verdiğimiz gelir vergisi beyannamesinde, giderlerimiz içinde kullandığımız mazot giderindeki ÖTV tutarını vergilerimizden düşün. Bizim ödememiz gereken bir şey varsa biz ödeyelim ama sizin ödemeniz gereken bir şey varsa da bize iade edin. Bunu söylerken de mazotun dışındaki ki mazot bizim taşımamızdaki giderler içinde %30 -35 yer alıyor. Bunun dışındaki giderlerimizden de zaten yapılabilecek kadar zamlar yapıldı, bu zamlara göğüs gerebiliriz. Ama bu iki şeyin biran evvel, yani taşıma fiyatlarının alt limitlerinin belirlenmesi ve akaryakıttan ÖTV’nin çıkartılması konusunu talep ediyoruz. Çünkü ÖTV, KDV’yi doğuruyor. Yani 100 lira mazot, 50 lira da ÖTV, 150 lira, KDV’yi de 150 lira üzerinden alıyor. Dolayısıyla 50 liralık ÖTV, %18 KDV doğurmuş oluyor. Verginin vergi doğurması nasıl bir şeydir, müşavirler, maliyeciler, ekonomistler herhalde söyler diye düşünüyorum.

TAŞIMACI ESNAFI BUGÜN MODERN KÖLE GÖRÜNÜMÜNDEDİR
Biz bu nedenle Türkiye’de atıl kapasitenin yüksek olması ve taşımanın %98 karayolu ile yapılması nedeniyle, taşıyanın hiçbir zaman fiyatının olamayacağı, taşıma fiyatının olamayacağı, taşıtanın ise almak zorunda olduğunu biliyoruz. Bu yıllar boyu kullanılmıştır ve taşımacı esnafı bugün modern köle görünümündedir. Biz bu modern köleliği kabul etmiyoruz ve bu ülkede yaptığımız işin kıymetini, değerini biliyoruz. Çünkü biz bu ülkenin beyne enerji taşıyan kan damarları gibiyiz. 

YÜK TAŞIMACILIĞINDA 1 MİLYON 600 BİN ARAÇ VAR
Türkiye, taşımanın %95’ini karayolu ile yapan bir ülke. Havayolu, denizyolu, boru sistemleri gibi diğer taşıma modları, kalan bu %5 çerçevesi içinde çalışmalarını sürdürüyor. Tabi, karayolunun ağırlıklı olarak taşıma sisteminin içerisinde olması, 50’den sonra değişen politikaların sonucunda olmuştur. Bunu dengelemeye çalışan diğer örnek aldığımız ülkelere bakacak olursak, onlarda karayolunun ağırlığı %70’ler civarında devam etmektedir. Biz enerji kıtlığı yaşayan, enerjiyi de dışarıdan satın alan bir ülkeyiz. Biz deniz yollarını, su yollarını daha çok kullanmaya ve ara modları da birleştirerek, karayolunu taşımacılığını azaltmalıyız diye düşünüyorum. Bunun yanında, şimdi sektöre baktığımızda yük taşımada 1 milyon 600 bin araç görülmekte, bu taşımanın aşağı yukarı 70-80 yıldır sorunları aynı devam etmektedir. Biz 1997 yılında Türkiye Taşıma Kooperatiflerinin Merkez Birliğini kurduğumuzda,16 tane sorun tespit etmiştik. Bu sorunlardan 8’i hale halledilmiş değil.  

%30-35’E VARAN BİR ARAÇ FAZLALIĞIYLA, TÜRKİYE KARA TAŞIMASINI YÜRÜTMEKTEDİR.

 Türkiye’de, 1 milyon 600 bin aracın taşıma yaptığı bir karayolu taşıma sistemi içinde, dönemin Sayın Ulaştırma Bakanı Binali Bey, 300 bin aracın istihdam fazlası olduğunu ifade etmiştir. Yani %30-35’e varan bir araç fazlalığıyla, Türkiye kara taşımasını yürütmektedir. Bu hiçbir zaman önlenmeye çalışılmadı. Çünkü bölgeler arası yük transferinde, devletin elinde bir veri yok ve Ulaştırma Bakanlığı’nın 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile Ulaştırma Bakanlığı’na bırakılan, iller arası ve bölgeler arası taşıma kapasitelerinin düzenlenmesi yetkisi, bu bilgisizlik nedeniyle hayata geçirilememiştir. 

TAŞIMANIN %76’SI BİREYSEL TAŞIMA
Ancak maalesef, taşımayı ucuza getirip, ucuz taşımacılık yaptırmak için, taşıtanlar bu enstrümanları kullanıyorlar ama biz derdimizi anlatmakta zorluk çekiyoruz. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu gündeme geldiğinde, o kanun çalışması içinde bende bulundum ve her toplantıda Genel Müdür Taner Bey’e, taşıma fiyatlarını belirlenme yetkisinin, bu kanunla mutlaka Ulaştırma Bakanlığı’na verilmesini savundum. Nihayet dediğimiz de oldu, 2006’dan sonra iki sefer, Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü iki sefer fiyat tarifesi çıkartması nedeniyle, karayolu taşımasının alt sınırlarını belirledi fakat dediğim nedenlerden dolayı bir türlü fiyat tarifelerini tutturamadık, çünkü denetim yok. Bugün hala Türkiye’de taşımacılar, taşımayı pazarlık usulüyle yapmaktadırlar çünkü taşımanın %76’sı bireysel taşıma. Evet, lojistik şirketler var, kolektif işletmeler var ama bunlar genel içinde %26’yı bulamıyor. 

 TAŞIMACILIK BİR ÜLKENİN BAĞIMSIZLIK SORUNUDUR
Ve bir de Türkiye taşımasının en büyük sorunu, araç filosunun, eski bir filo olması. Çünkü araçlar içinde, karayolunda yük taşımasında kullanılan araçların ortalama yaşı 14. Ama o 14 yaşın içindeki araçların iç ortalamasını aldığınız zaman, %55’e yakın kısmını 25 yaş araçlar teşkil ediyor. Biz toplum olarak bir zamanlar, AB üyesi olacağız rüyasıyla yatıp kalkıyorduk biliyorsunuz, o zaman şundan korkmuştum. Eğer biz Avrupa topluluğunun üyesi olurda sınırlar ortadan kalkıp, Avrupa taşımacılığı tır taşımacılığının içine girerse, bizim halimiz ne olacak, çünkü taşımacılık bir ülkenin bağımsızlık sorunudur. Siz ülkeniz içinde taşımayı yapabiliyorsanız, bir malın bir yerden bir yere gitmesini sağlıyorsanız, insanlarınızı mutlu edersiniz. Eğer yapamazsanız, yapanlara teşekkür edilir. O nedenle şu andaki en büyük sorunumuz, buradan sesleniyorum, Ulaştırma Bakanına yazdık ama ne hikmetse hala açıklanmadı. Son km yaşının alt limitleri neden açıklanmaz? Bunun biran önce açıklanması lazım. Burada iki tane daha sorun dile getireceğim, 12 tane sorun tespit etmiştim ama önemli olarak gördüğüm iki sorunu sizlere söyleyip, konuşmamı bitireceğim. 

ŞOFÖRLER YETİŞTİRİLECEK 
Türkiye trafik kazaları ve kazalardaki kayıplar oranında dünyanın üst seviyelerinde yer alan ülkelerden biri. Bu ülkede her yıl 1000 kaza, her on yılda ortalama bir şehir insanı, kazalarda ölmektedir. 2020 verilerinde 4600 kişi trafik kazasında ölmüş. 160 bin kişi de trafik kazasında yaralanmış. Ancak bu 4600 kişi içinde, hastanede ölenlerin sayısı belli değil. Yapılan araştırmalar kazaların sebebini, %95 sürücü hatası olarak saptamış ve sürücülerin iyileşmesi ve kazaların azaltılması çalışmaları da başlamıştır. Yolların yeniden gelişli gidişli ve çok şeritli olması, kazaları azaltmamış, çünkü kazaların olma sebebi yollar değil, araçları kullananlar, bu şekilde biz yanlış yerde miyiz diye düşünüyorum. Ancak geçen günlerde Ankara’da bu konuda bir çalıştay yapıldı. Çalıştay’ da çıkan sonuç, sürücülüğün gerçekten bir meslek olarak belirlenmesi ve bu meslek erbabının yetiştirilmesi için, her kuruma görev düştüğünü ve kurumlar arası işbirliği ile yapılacak bir çalışmayla bunun önüne geçilebileceğidir. İnşallah önümüzdeki süreçte Türkiye, trafik kazalarında ölen ve trafik kazalarında kaybolan değerlerin en aza indiği ülkeler arasında yer alır.  

TOPLANTIYA BÜYÜK İLGİ VARDI 

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği, Ahi Enstitüsü‘nün İçişleri Bakanlığı Sivil Toplum İlişkiler Genel Müdürlüğü ile beraber  yürüttüğü “Anadolu’nun Ahisiyiz, Üreten Türkiye’nin Hizmetindeyiz” proje kapsamında düzenlenen “Ulaşım ve Taşıma Esnaf ve Sanatkarı Hasar Tespit Raporu Toplantısı”na şu isimler katıldı:

Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği ve Ahi Enstitüsü  Başkanı Fehmi Çalmuk
Dünya Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Onursal Başkanı  Erol Korkut 
Tüm Otomotiv Bakım Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Serkan Bakırtaş
Ankara Servis Araçları Esnaf Odası Başkanı  Tuncay Elmadağlı 
Nakliye sektörünün önde gelen isimlerinden İbrahim Kayıkçıoğlu
İstanbul Kamyoncular   Esnaf Odası Başkanı Vekili İhsan Temel 
Ankara Oto Sanatkarı Esnaf Odası Başkanı  Mustafa Arslanoğlu
Hukukçu  Süleyman Kıran

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN